<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ÖZM Veteriner Teşhis ve Analiz Laboratuvarı &#187; Kedi ve Köpek Sağlığı</title>
	<atom:link href="http://ozmlab.com/category/kedi-ve-kopek-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ozmlab.com</link>
	<description>hayvan hastalıkları, veteriner, uzman veteriner, &#246;mer zeyyad mısırlıoğlu, tavuk hastalıkları, k&#252;mes hastalıkları</description>
	<lastBuildDate>Sun, 10 Dec 2023 17:07:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.2.34</generator>
	<item>
		<title>KÖPEKLERİN PARVOVİRUS ENFEKSİYONU</title>
		<link>http://ozmlab.com/kopeklerin-parvo-virus-enfeksiyonu/</link>
		<comments>http://ozmlab.com/kopeklerin-parvo-virus-enfeksiyonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Dec 2023 16:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ozm]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ozmlab.com/?p=268</guid>
		<description><![CDATA[Köpeklerde Parvovirüs Enfeksiyonu Canine parvovirus (CPV), yavru köpeklerde sıklıkla akut gastrointestinal hastalığa neden olan oldukça bulaşıcı bir viral bir köpek hastalığıdır. Hastalık çoğunlukla altı ila 20 haftalık yavrularda görülür, ancak bazı olgularda yaşlı hayvanlar da hastalıktan etkilenebilir. Çok genç (yenidoğan) yavru köpeklerde hastalığın nadir görülen bir çeşidi miyokardittir (kalp kası iltihabı).  Parvovirüs enfeksiyonuna ne sebep [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Köpeklerde Parvovirüs Enfeksiyonu</strong></p>
<p>Canine parvovirus (CPV), yavru köpeklerde sıklıkla akut gastrointestinal hastalığa neden olan oldukça bulaşıcı bir viral bir köpek hastalığıdır. Hastalık çoğunlukla altı ila 20 haftalık yavrularda görülür, ancak bazı olgularda yaşlı hayvanlar da hastalıktan etkilenebilir.</p>
<p>Çok genç (yenidoğan) yavru köpeklerde hastalığın nadir görülen bir çeşidi miyokardittir (kalp kası iltihabı).</p>
<p><strong> </strong><strong>Parvovirüs enfeksiyonuna ne sebep olur?</strong></p>
<p>&#8220;Parvo&#8221; olarak bilinen hastalığa neden olan virüs, köpek parvovirüsü tip 2 Canine Parvo Virus(CPV), ilk olarak 1976 civarında Avrupa&#8217;da köpekler arasında ortaya çıktı. 1978&#8217;e gelindiğinde virüs kontrolsüz bir şekilde yayıldı ve dünya çapında miyokardit ve bağırsaklarda iltihaplanma (gastroenterit) salgınına neden oldu.). Artık virüsün köpeklerle sınırlı olmadığını, çakal ve kurt gibi vahşi köpeklerde ve tilki, rakun ve kokarca gibi diğer vahşi hayvanlarda da enfeksiyonlara neden olabileceği tespit edildi. CPV, 1920&#8217;lerden beri kedileri, vizonları ve diğer hayvanları enfekte ettiği bilinen bir virüs olan Feline Panleukopenia Virus(FPV) ile yakından ilişkilidir. CPV muhtemelen FPV&#8217;deki 2 veya 3 genetik mutasyonun sonucu olarak ortaya çıktı ve bu da konakçı aralığını köpekleri enfekte edecek şekilde genişletmesine yol açtı. İlk ortaya çıkışından otuz yıl sonra, CPV, 1970&#8217;lerin sonlarında etkili aşıların geliştirilmesi sayesinde yavru köpeklerde çok daha az ölümcül vakaların görülmesine olanak sağlandı, Ancak, salgınlar hala sıklıkla meydana gelmektedir bu sebeple köpeklerin yavru yaşlarında aşılanması son derece önemlidir. Yavru köpekler ve ergenlik çağındaki köpekler özellikle parvovirüse karşı hassastır ve aşıları tamamlanana kadar yavru köpeğin çok fazla virüsün bulunabileceği ortamlara (parklara, hayvan barınakları ve köpek kulübeleri) getirmekten kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Enfeksiyonun Bulaşması:</strong>Köpek parvovirüsü hemen hemen her ortamda bulunabilir, ancak virüsle temas eden her köpeğe bulaşmaz. Enfeksiyonda, köpeğin bağışıklık durumu ve köpeğin maruz kaldığı virüsün patojenitesi ve sayısı da dahil olmak üzere birçok faktör devreye girer. Söz konusu bu faktörlerin kombinasyonu ile bir köpek enfeksiyonu kaparsa bundan sonrak süreçte bir sıra olaylar ile karşılaşılır.</p>
<p><strong> </strong><strong>Enfeksiyon sırasında ne olur?</strong></p>
<p>Bir köpek veya köpek yavrusu enfekte olduğunda, ilk semptomların başlamasından önce üç ila yedi günlük bir inkübasyon süresi vardır. CPV&#8217;nin hastalığa neden olabilmesi için hızla bölünen hücrelerin yardımına ihtiyacı vardır ve virüs genellikle bademciklere veya boğazdaki lenf düğümlerine saldırmaya başlar. Virüs, lenf düğümlerine girdikten sonra tipik olarak bir veya iki gün boyunca lenfositleri istila ederek kendisinin birçok kopyasını oluşturur. Bu virüsler, konak savunmasından korundukları lenfositlerin içine yerleşerek kan dolaşımına karışırlar. CPV ile enfekte olmuş bu lenfositlerin çoğu sonuçta öldürülür ve bu durum, lenfopeni adı verilen bir durum olan dolaşımdaki lenfositlerin sayısında bir azalma olarak karşımıza çıkar. Virüs kan dolaşımına girdikten sonra tekrar hızla bölünen hücreleri hedef alır ve en sert şekilde kemik iliğine ve ince bağırsağın duvarlarını kaplayan hücrelere saldırır. Çok genç köpeklerde CPV, kalbi de enfekte ederek kalp kası iltihabına, fonksiyon bozukluğuna ve aritmilere yol açabilir. Kemik iliğinde virüs, genç bağışıklık hücrelerini yok ederek ve koruyucu beyaz kan hücresi sayısında düşüşe neden olarak vücudun kendini koruma yeteneğini zayıflatır. Bu durum muhtemelen virüsün en büyük hasarı verdiği gastrointestinal sistemi istila etmesini önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. Virüs, bu yıkıma, besinlerin emilmesine yardımcı olan ve sıvı kaybına ve bağırsaktan vücuda bakteri istilasına karşı önemli bir bariyer sağlayan ince bağırsak epitelini hedef alarak neden olur. Epitel yüzeyini oluşturan hücreler kısa ömürlüdür ve sürekli olarak Lieberkühn kriptleri olarak bilinen hızla bölünen alanlarda doğan yeni hücrelerle değiştirilir. Virüs, yeni epitel hücrelerinin doğduğu bu kriptleri istila eder ve vücudun bağırsak yüzeyini yenileme yeteneğini devre dışı bırakır. Eski ve ölmekte olan hücrelerin yeni hücrelerle değiştirilmesini önleyerek bağırsak yüzeyini besinleri yeterince ememez hale getirir. İlk belirti, şiddetli ishal ve mide bulantısıdır, ancak sonunda bağırsak yüzeyi o kadar hasar görebilmektedir ki parçalanmaya başlar ve normalde bağırsakta sınırlı olan bakteriler bağırsak duvarlarına nüfuz ederek kan dolaşımına karışabilir. Bu hem ishal nedeniyle önemli oranda dehidrasyona hem de vücutta yaygın enfeksiyona neden olur. Daha da kötüsü, vücudun bağışıklık sistemi zaten zayıflamış durumda olmasından dolayı enfeksiyonla mücadele etmek için yeni beyaz kan hücreleri üretme yeteneği, CPV&#8217;nin kemik iliğini yoğun bir şekilde istila etmesine bağlı olarak engellenir. CPV her zaman ölümcül değildir ancak öldürdüğünde ölüm, kan dolaşımında dolaşan bağırsak bakterileri tarafından üretilen septik toksinlerin etkilerinin yanı sıra dehidrasyon ve şokun bir sonucudur.<strong> </strong></p>
<p><strong>Semptomlar ve Komplikasyonlar:</strong></p>
<p>Genellikle CPV ile ilişkili semptomlar arasında uyuşukluk, depresyon ve iştahsızlık  veya ardından ani başlayan yüksek ateş, kusma ve ishal yer alır. Kanlı ishal ve/veya kusma nöbetleri yaşanıyorsa, CPV birkaç potansiyel patojenden sadece biridir.</p>
<p><strong>Teşhis:</strong></p>
<p>CPV&#8217;nin varlığını test etmenin açık ara en yaygın ve en uygun yöntemi dışkıdan ELISA testidir. ELISA, enzim bağlantılı immünosorbent tekniğidir. ELISA testinde parvovirüse karşı antikorlar belirlenir.  CPV dışkı ELISA testleri genellikle veterineriniz tarafından 15 dakikadan kısa sürede tamamlanabilir. ELISA testi oldukça doğru olmasına rağmen ara sıra yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuçlar verebilir. Bu nedenle hastalığın gelişmiş analiz laboratuvarlarında moleküler tanı yöntemi olan RT-PCR ile direk etken antijeninin tespiti yolu ile yapılmalıdır.  Beyaz kan hücresi sayımının basit bir ölçümü genellikle CPV tanısının kesin anahtarıdır. Parvovirüsün enfekte ettiği ilk şeylerden biri kemik iliği olduğundan, düşük beyaz kan hücresi sayımı CPV enfeksiyonunu işaret edebilir.  <strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Tedavi:</strong></p>
<p>CPV&#8217;li köpekler için tedavi seçenekleri destekleyici bakımı ve semptomların yönetimini içerir. Tedavi seçenekleri köpeğin ne kadar hasta olduğuna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Ksma ve ishal nedeniyle kaybedilen sıvı völümü takviye edilmelidir. İntravenöz sıvı elektrolit ve besin alabilmesi için veteriner hekim gözetimi şarttır.  Antibiyotikler, CPV&#8217;den muzdarip bir köpek için, bağırsak bakterilerinin kan dolaşımına girmesi durumunda enfeksiyonla savaşmaya yardımcı olmak için intravenöz veya enjeksiyon şeklinde uygulanan uygun bir tedavi olabilir. Ayrıca bulantı ve ishalin kontrol altına alınmasına yönelik ilaçlar da yararlı olabilir. Pek çok köpek, eğer zamanında başlatılırsa tedaviye yanıt verir ve CPV enfeksiyonundan kurtulan köpekler, onları enfekte eden türe karşı ömür boyu koruyucu bağışıklık kazanır.</p>
<p><strong>Önleme:</strong></p>
<p>CPV&#8217;ye karşı bir dizi etkili aşısının ortaya çıkmasından bu yana, bu bulaşıcı hastalık köpekler için çok daha az tehdit haline geldi. Ancak bu durum, CPV&#8217;nin ciddi bir sorun olarak kalmayacağı anlamına gelmemektedir ve köpeğin aşılanması bir seçenek olarak görülmemelidir; bu bir zorunluluktur. Veteriner hekimler genellikle CPV aşısını distemper, köpek adenovirüsü ve parainfluenza aşılarını içeren bir kombinasyon aşısının parçası olarak uygularlar. Bu aşılar, yavru köpeğin 6 haftalık olduğu andan itibaren en az 16 haftalık olana kadar her 3 ila 4 haftada bir yapılır. Bir yıl sonra tekrar aşı yapılması ve daha sonra üç yılda bir tekrar aşı yapılması önerilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ozmlab.com/kopeklerin-parvo-virus-enfeksiyonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÖPEKLERİN LYME HASTALIĞI</title>
		<link>http://ozmlab.com/kopeklerin-lyme-hastaligi/</link>
		<comments>http://ozmlab.com/kopeklerin-lyme-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Nov 2023 14:14:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ozm]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi ve Köpek Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ozmlab.com/?p=235</guid>
		<description><![CDATA[Köpeklerde Lyme Hastalığı: Lyme olarak tanımlanan hastalık  bazı kenelerde bulunan Borrelia isimli bakterinin kene ısırığı ile köpeklere geçmesi sonucu oluşur. Köpek ısırığı ile insanlara ve diğer memelilere de bulaşır.tken hastalıktır. Keneısırmasıyla ortaya çıkan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın en önemli handikapı enfekte kene tarafından köpeğin ısırılmasından iki ile beş ay kadar sonra jyme semptomları ortaya çıkar. [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;style&quot;:1,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}"><strong><a href="http://ozmlab.com/wp-content/uploads/2023/11/Lyme.png"><img class="  wp-image-263 alignright" src="http://ozmlab.com/wp-content/uploads/2023/11/Lyme-300x230.png" alt="Lyme" width="330" height="253" /></a>Köpeklerde Lyme Hastalığı:</strong> </span></p>
<p><span data-tt="{}">Lyme olarak tanımlanan hastalık  bazı kenelerde bulunan Borrelia isimli bakterinin kene ısırığı ile köpeklere geçmesi sonucu oluşur. Köpek ısırığı ile insanlara ve diğer memelilere de bulaşır.tken hastalıktır. Keneısırmasıyla ortaya çıkan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın en önemli handikapı enfekte kene tarafından köpeğin ısırılmasından iki ile beş ay kadar sonra jyme semptomları ortaya çıkar. O süre içinde hayvanın iç organlarını ve bağışıklık sistemini etkileyebilmektedir. Zona türü bir hastalık olan Lyme köpeklerden insanlara da geçebilmektedir. Fakat köpekten insana Lyme geçebilmesi için kenenin enfekte olması gerekmektedir.</span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Lyme borreliosis olarak da bilinen Lyme hastalığı, belirli kene türleri tarafından insanlara, köpeklere ve diğer hayvanlara bulaşabilen bakteriyel bir hastalıktır. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Kenenin içinde taşınan ve kene ısırığı yoluyla bir köpeğin veya kişinin kan dolaşımına giren spiral şekilli bakteri </span><em><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:2}">Borrelia burgdorferi</span></em><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}"><em>&#8216;</em>den kaynaklanır. Bakteriler kan dolaşımına girdikten sonra vücudun farklı bölgelerine gidebilir ve eklemler gibi belirli organlarda veya bölgelerde sorunlara ve genel hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. </span></p>
<p><strong><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;style&quot;:2,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}">Keneler Nerede Yaşar?</span></strong></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Lyme hastalığını taşıyan kenelerin özellikle uzun otlarda, kalın çalılıklarda, bataklıklarda ve ormanlarda bulunması muhtemeldir, bu alandan geçerken köpeğe tutunmayı beklerler. Kene, köpeğe 24 ila 48 saat boyunca tutunduktan sonra hastalığı bulaştırabilir. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">İlk kez 1975 yılında Lyme tarafından Connecticut&#8217;ta bir dizi vakadan lyme etkenini tespit ederek hastalığın adını koymuştur.<br />
</span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Lyme hastalığı her yerde görülebilir, ancak enfeksiyon riskleri farklılık gösterir.</span></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}">Keneler İnsanlara ve Köpeklere Nasıl Bulaşır?<a href="http://ozmlab.com/wp-content/uploads/2023/11/Kene.png"><img class=" size-full wp-image-264 alignright" src="http://ozmlab.com/wp-content/uploads/2023/11/Kene.png" alt="Kene" width="221" height="160" /></a></span></strong></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Keneler zıplamaz veya uçmaz; sadece sürünebilirler. Bitki örtüsünün uçlarında bekleyerek konakçılarına ulaşırlar. Örneğin bir köpek veya insan bir çalılığa sürtündüğünde, kene hızla tutunur ve ısıracak bir yer bulmak için deri üzerinde yürür, ısırılacak yeri tespit edince ısırır, kan emmeye başlar ve enfeksiyon etkenini köpeğe yada insana enjekte eder. </span></p>
<p><strong><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}">Köpeklerde Lyme Hastalığının Belirtileri Nelerdir?</span></strong></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Lyme hastalığı maalesef oldukça yaygın bir köpek hastalığıdır. Köpeklerde tipik belirtiler şunlardır: </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** Ateş,</span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** İştah kaybı, </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** Güçsüzleşme, </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** Topallık (değişken, aralıklı ve tekrarlayan olabilir) </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** Generalize sertleşme, rahatsızlık veya ağrı </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">** Eklemlerin şişmesi </span></p>
<p><strong><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}">Köpekler Lyme Hastalığı Teşhisi;</span></strong></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Hastalığın tanısı; köpeğin hastalık öyküsü,  fiziksel belirtiler ve tanıların tamamının birleşimiyle konulur. Köpekler için Lyme hastalığının teşhisine yönelik iki kan testine <strong>C6 Testi ve Quant C6 test</strong>i denir. Veteriner hekimler her ikisini de gerçekleştirir. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}"><em>C6 testi</em> “C6” adı verilen bir proteine ​​karşı antikorları tespit eder. Antikorların varlığı aktif Lyme enfeksiyonunu gösterir. C6 antikorları, enfekte bir kenenin bir köpeği ısırmasından üç ila beş hafta sonra tespit edilebilir ve köpek hastalık belirtileri göstermeden önce bile kan dolaşımında bulunabilir. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}"><em>Bir sonraki adım Quant C6 testi yapmaktır.</em> Bu, idrar tahlili ile birlikte antibiyotik tedavisinin gerekli olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olacaktır. </span></p>
<p><strong><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1},&quot;fontHints&quot;:1}">Lime Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?</span></strong></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Tedavide en az 30 gün süreyle antibiyotik uygulanır. Bu genellikle semptomları hızlı bir şekilde azaltır, ancak bazı durumlarda enfeksiyon devam eder ve uzun süreli ilaç tedavisi gerekebilir. Tedavi ayrıca spesifik semptomları çözmeyi veya hafifletmeyi amaçlayan diğer tedaviler ile desteklenebilir. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Köpekler insanlar için doğrudan enfeksiyon kaynağı değildir. Lyme hastalığı, kene ısırıkları dışında bir evcil hayvandan diğerine veya evcil hayvanlardan insanlara bulaşamaz. Ancak taşıyıcı kene, köpeğin tüyleri üzerinden evinize gelip size bulaşabilir. </span></p>
<p><span data-tt="{&quot;paragraphStyle&quot;:{&quot;alignment&quot;:4,&quot;writingDirection&quot;:1}}">Köpeğe Lyme hastalığı teşhisi konulursa, kendiniz ve diğer evcil hayvanlarınız muhtemelen aynı dış ortamda bulunuyorsa ve aynı zamanda risk altında olunabilir. Bu nedenle, diğer evcil hayvanları veya kişileri test etmeniz gerekip gerekmediğini öğrenmek için doktora ve veteriner hekime ddanışılması gerekir.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ozmlab.com/kopeklerin-lyme-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FELINE INFECTIOUS PERITONITIS(FIP)</title>
		<link>http://ozmlab.com/feline-infectious-peritonitis-fip/</link>
		<comments>http://ozmlab.com/feline-infectious-peritonitis-fip/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Nov 2023 15:24:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Kedi ve Köpek Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ozmlab.com/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Kedilerin İnfeksiyöz Peritonitisi (FIP) olarak bilinen viral hastalık uzun yıllardır birçok bilimsel çalışmaya konu olmuştur.  Hastalık tanısındaki zorluklar tedavi sürecini de oldukça zor, hatta ilerlemiş olgularda tedavisi imkânsız olan bir hastalık halinde karşımıza çıkarmaktadır. Hastalık etkeni olan Feline Coronavirus (FCoV), kedileri çok genç yaşlarında etkiler. Dünyanın hemen her bölgesinde tespit edilen hastalık kedi dünyasını ciddi [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Kedilerin İnfeksiyöz Peritonitisi (FIP) olarak bilinen viral hastalık uzun yıllardır birçok bilimsel çalışmaya konu olmuştur.  Hastalık tanısındaki zorluklar tedavi sürecini de oldukça zor, hatta ilerlemiş olgularda tedavisi imkânsız olan bir hastalık halinde karşımıza çıkarmaktadır. Hastalık etkeni olan Feline Coronavirus (FCoV), kedileri çok genç yaşlarında etkiler. Dünyanın hemen her bölgesinde tespit edilen hastalık kedi dünyasını ciddi olarak meşgul etmektedir. Birleşik Krallık’ta %40’ın üzerinde oranda bir popülasyonda hastalığın hâkim olduğu bildirilmektedir ve buna yakın oranlarda birçok ülkede hastalık yayılımı gözlenmektedir. Ülkemizde de istatistiksel veriler yeterince sağlanamamakla birlikte kliniklere başvuran sorunlu hasta sayısının küçümsenmeyecek kadar fazla olduğu bildirilmektedir. Genellikle 5-6 aylık yaşlarında sporadik olarak ortaya çıkar, seropozitiflik tespit edilen hayvanlarda kısa bir süre sonra klinik belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Salgın olarak görüldüğü zamanlarda hızlı bir yayılım ile etkisini şiddetli olarak gösterir. Bu durum hiç istenmeyen ve kontrolü zor bir sürece dönüşür.</p>
<p>FIP, bulaşı ve seyri ile ve çoğu zaman tedaviye cevap vermeme olguları ile ölümle sonuçlanmakta, bu durum kediler, sahipleri hem de hastaları ile ilgilenen ve sorunu çözmek için yoğun çaba gösteren Veteriner Hekimleri zor duruma sokabilmektedir.</p>
<p>Coronavirus ve variantlarının etkin olduğu her hastalık gibi böylesine agresif bir yapıya sahip olan FIP virusundan etkilenmiş olan bir kedide hastalık etkeninin ne kadar erken tespiti yapılabilirse kedi için olumsuzlukla sonuçlanacak olan hastalık sürecinin daha güvenli ve kurtarılabilir bir sürece dönüştürülmesi sağlanabilir.</p>
<p><strong>FCoV Serolojisi:</strong>Serum FCoV antikorlarının belirlenmesi için ticari testler; İndirek ELISA (Enzyme Linked Immunosorbent Assay) ve IFA (İndirek İmmün Floresan Antikor) testleri kullanılır. **Ancak bu testler herhangi bir Coronavirus (CoV) türüne karşı antikorların varlığını test ederler ve FIP&#8217;e neden olan FCoV&#8217;lerin neden olduğu antikorları hastalıkla ilişkili olmayanlardan ayırt edemezler, metodoloji ve antikor titre sonuçları laboratuvarlar arasında farklılık gösterebilir, buda kafa karıştırıcı olabilir.Bu nedenle sonuçlar doğrudan karşılaştırılamazlar bu teknikler genel olarak monitoring amaçlı kullanılır, yani varlığı teşhis edilmiş hastalığın takip sürecini monitörize ederler.Pozitif bir FCoV antikor testi yalnızca kedinin FCoV ile enfekte olduğunu ve serokonversiyona uğradığını gösterir. ** Serokonversiyon 2-3 hafta sürer. Her ne kadar FIP vakaları, FIP olmayan vakalara göre daha yüksek antikor titrelerine sahip olma eğiliminde olsada, tek bir kedide yorumlamayı zorlaştırmaktadır. Aslında seropozitif kedilerde çoğu zaman FIP gelişmez ve FIP&#8217;li kedilerin yaklaşık %10&#8217;u seronegatiftirler.</p>
<p><strong>Vücut Boşluğu Efüzyonları;</strong> Efüzyonların tanımlanması ve analizi FIP tanısında çok yararlı olabilmektedir. Asit en sık karşılaşılan vücut boşluğu efüzyonudur; ancak asit varlığında veya yokluğunda plevral efüzyon ve/veya perikardiyal efüzyon mevcut olabilir. Özellikle ultrasonografi, ince efüzyonları tespit etmek ve doğrudan sıvı numunesi almak için yararlı olabilir. FIP efüzyonlarının karakteristiği;*Genellikle berrak, viskoz ve saman sarısı renktedirler.*Tipik olarak toplam protein konsantrasyonu &gt;35 g/l&#8217;dir. *Globülin hakimiyeti&gt;%50’dir.Serumda bulunanlara benzer biyokimyasal değişiklikler efüzyonlarda da mevcuttur; Yani düşük A: G oranları, artmış α2 globulinler ve γ-globulinler ve belirgin şekilde yüksek α1-asit glikoprotein seviyeleri saptanabilmektedir.Çoğunlukla hücresel özellikleri zayıftır. Hücre sayıları genellikle &lt;10&#8217;dur (ancak bazen 25 x10<sup>9</sup>/l&#8217;nin üzerinde sayılar da rapor edilmiştir). Hücre tipleri en sık dejenere olmayan nötrofiller, makrofajlar ve lenfositlerdir. ** Lenfositik kolanjit, malignite (Örn. lenfoma) ve bakteriyel peritonit, FIP&#8217;e benzer nitelikte abdominal efüzyonlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Sitoloji;</strong> Sırasıyla neoplastik hücreler ve çok sayıda [septik] nötrofil son iki tanıyı ayırt etmeye yardımcı olabilir, lenfositik kolanjite ise karaciğer enzimlerinde (özellikle ALP ve GGT) en azından orta derecede artışların eşlik edeceğini unutmamakta yarar vardır. <strong> </strong></p>
<p><strong>RT-PCR: </strong>FCoV&#8217;yi tespit etmek için Reverse Transkriptaz (RT) Polimeraz Zincir Reaksiyonu RT-PCR; kandan, efüzyonlardan, dışkıdan FCoV saçılımlarını tespit etmek için veya doku örneklerinde viral FCoV tespit edilebilmektedir. Tanıda virüsün parmak izinin çıkarıldığı bir yöntemdir. Mevcut PCR testleri herhangi bir FCoV&#8217;yi tespit etmektedir ve FIP ile ilişkili olanlar spesifik değildir. FIP&#8217;den etkilenen kedilerin kanındaki FCoV seviyesi çok düşük olsa da kan örneklerinde FCoV&#8217;nü tespit etmek için RT-PCR kullanımı ümit verici olmuştur. Efüzyon ve/veya doku örneklerinde RT-PCR potansiyel olarak daha faydalıdır. Son çalışmalarda; FCoV RNA&#8217;nın test edilen FIP efüzyon örneklerinin büyük çoğunluğundan RT-PCR ile çoğaltılabildiğini, ancak FIP olmayan efüzyonlardan çoğaltılamayacağını göstermektedir.</p>
<p>Bristol Üniversitesi&#8217;nde yapılmış bir çalışmada; efüzyon örnekleri ve ayrıca doku örnekleri kullanılarak benzer RT-PCR sonuçları bulundu. Günümüzde minimal invaziv tekniklerle toplanan doku örnekleri üzerinde RT-PCR gerçekleştirilebilmektedir; Geliştirilen RT-PCR teknolojileri ve analiz sırasında kullanılan test kriterlerinin hassasiyetinin artmas,ı test sonuçlarının daha güvenilir olması erken tanıya ve buna bağlı olarak hastalık mücadelesine hızla çözüm getirilmesine olanak sağlamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ozmlab.com/feline-infectious-peritonitis-fip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
